Page 12 - TABİP_ODASI_SAYI_50

Basic HTML Version

kaldı bu sürecin sonunda. Eğer hekimler kendi sorunlarına
sahip çıkmazlarsa, tabip odaları üzerlerine düşeni gerçekleş-
tirmezlerse, ne anlamda söylüyorum, mutlaka tüm odalar tüm
STK’lar toplumun tüm sosyal sorunlarıyla ilgilenecek, bu ko-
nularda görüş belirteceklerdir, tavır alacaklardır.
Ancak, herhalde, oda üyeleri için de bilimsel çalışma üretme-
si lazım. Burada ışıklar içerisinde yatsın Dr. Füsun Sayek ve
Nusret Fişek hocamız bu bilimsel temelde hekim sorununa
özgün çözüm yolları araması adına üretim yapıyordu. Dolayı-
sıyla şu an bizim yapmamız gerekenin bilimsel bir yöntemle,
bilimsel bir grup oluşturarak, ulusal bazda hekimler bir araya
gelerek, sorunları analiz edip, ulusal bir politika bütünlüğü
koymamız ve bunun arkasında da direnmemiz gerekiyor. Net
olarak duruş sergilemesi gerekiyor tüm hekimlerin. Yoksa,
işte bu ağlama süreci devam edecektir. Haksız yere hekimle-
re süre giden davranışlar devam edecektir. Zaten yeteri kadar
bilinç düzeyinde olmayan, eğitim düzeyinde olmayan toplum-
larda, zaman zaman görülen bu hak arama hezeyanları sonu-
cunda, ben korkarım ki daha çok hekimin canı yanacak, belki
de ölüp gidecekler, bizim de içimiz kan ağlayacaktır.
AİÖ: Günümüzde tıp değişti, eğitim değişti, toplum değişti,
hekimlik değişti. Teknolojik tıp dediğimiz olay bizi modern
tıptan farklı bir noktaya getirdi. Günümüzde hekim ve hasta
ilişkisi farklılaştı. Eğitim konusunda da bir değişiklik yapma-
mız gerekiyor mu?
MG: Tıp eğitimi zaten bilimsel açıdan en
yoğun eğitim. Biz aslında daha önceleri
bilim insanları yetiştiriyorduk. İster ge-
nel pratisyen hekim olalım, ister uzman
olalım, ister öğretim üyesi olalım fark et-
mez, ama hepimiz bilimsel bilimin dokt-
riniyle hekimlik zanaatını uyguluyorduk.
Bu gün ise başta söylediğim gibi daha bir
mekanik oldu. Endüstriyel bir tıp uygular
hale geldik. Dolayısıyla ben bunu öğren-
cilerde görüyorum. Modern tıp bu değil-
dir. Dejenere bir noktasındayız. Ne olu-
yor hasta geliyor, daha hastayı muayene
etmeden bir takım endüstriyel tetkikleri
istemeye başlıyoruz. Çünkü hekim arka-
daşımın donanımında da bir şey var.
Benim kişisel kanaatim Türkiye’de artık kesinlikle tıp eğiti-
mini değiştirmemiz gerekiyor. Bunun için modeller var. İn-
giltere modeli var. Avusturya modeli var. Amerika Birleşik
Devletleri’nin yaptığı bir model var, çeşitli modeller var. Bu
uygulamalara bakılır, ülkemiz için koşullar düşünülebilir.
Ama bizim tıp ve sağlık alanıyla ilgili zanaatlar de eksiklikle-
rimiz var. Bunlar sadece hekim uygulamaları alanında değil,
hekime de hizmet sunacak ara yetişmiş insan gücünde eğitim
eksikliklerimiz var. Dolayısıyla belki Amerika Birleşik Dev-
letleri’nin takip ettiği model olan, 4 yıllık sağlık eğitimi teme-
lini almış olan, ondan sonra bunların arasından başarılı olan
süzülmüş kişileri, ikinci bir 4 yıllığına tıp fakültesi eğitimine
almak. Bu bir yöntem 8 yıllık bir eğitim olur. Geri kalan 4 yıl-
lık eğitimi tamamlamış olanlar da, sağlık eğitimi fakültesin-
den mezun oldukları için, hemen tıbbın her alanında hekime
destek olabilecek, çözüm üretebilecek ara çözüm üretebilecek
yüksek düzeyde bilgide donanıma sahip, kaliteli, nitelikli ara
iş gücü insanı haline dönüşecek. Yani emeğe de yazık etme-
miş olacağız, gençlere de yazık etmemiş olacağız, hekimi de
6 senenin sonunda diyoruz ki “sen gel ara eleman ol” diyoruz
ona da yazık, olmaz dolayısıyla böyle bir yöntem izlenebi-
lir. Ya da İngiltere, Avusturya yöntemi gibi yöntemler tercih
edilebilir. 5 yıllık tıp fakültesi eğitimi sonrasında ben diplo-
mayı alıyorum, ama hekimlikle uğraşmayacağım ben işin en-
düstriyel tarafında duracağım, hizmet tarafında duracağım vs.
gibi alanlar olabilir ya da “ben genel pratisyen hekim olmak
istiyorum o zaman 3 yıl daha devam edeceğim.” “Yok, ben
uzmanlık alanı seçmek istiyorum. O zorlu yarışa gireceğim”
gibi seçenekleri sunabiliriz gençlere, bunun için de yine dün-
yanın her yerinde tıp eğitimi konusu, tabip odalarını doğrudan
yakından ilgilendiren husustur ve müdahildirler.
Yeni tıp fakülteleri açılımı, tıp fakültelerine alınacak öğrenci
sayısı, yılda mezun olacak hekim sayısı açısından hala mü-
cadele ediyorlar. Board sınavlarında Amerikan tabip odaları
doğrudan müdahil. Benim gönlümde yatan da Türk Tabipler
Birliği’nin, tabip odalarının ve uzmanlık derneklerinin ulusal
board sınavlarını birlikte hazırlamalarıdır. Böylece eğitimde
biraz da olsa eşitlik sağlanmış olur. Bu belgeyi verecek ad-
res TTB’dir. Dünyadaki örneklerine bakıldığı takdirde dola-
yısıyla hekim sayısını da TTB belirlemelidir. TTB böyle bir
bilimsel perspektif sunabilirse, o zaman hekimlerin tamamını
da bütün ulusal uzmanlık boardlarını da yanına alır, o zaman
hep birlikte diyebiliriz ki, “Bir dakika! Siz bize rağmen böyle
şeyler yapamazsınız, yapmamalısınız” demeliyiz. Ama önce
biz bilimsel çalışmaları yapacağız.
Aklı başında bir dosyayla çıkacağız. Çözüm yolunu da göste-
artı
50
12
söyleşi