Page 25 - TABİP_ODASI_SAYI_50

Basic HTML Version

başkandan
Modern tıp yerine günümüzde gelişen teknolojik
tıp bize hastaya bakışı, hastaya dokunuşumuzu, onu
dinlemeyi unutturdu. Luke Fildes’in “The Doctor” adlı
tablosu uzun süredir yapmayı unuttuğumuz bir şeyi
hatırlatıyor bize. Hastaya her şeyden önce bir insan
olarak bakmak, ona dokunmak, onu en basit ve en
temel fizik muayenemizden geçirmek, onu dinlemek.
Resmin asıl öyküsünü okuduktan sonra ise bize baş-
ka bir şeyi daha unutturdu. Hasta ve hekim arasın-
daki ilişki ve güveni. Sir Luke Fildes, “Doktor” (1891)
isimli tablosunda yıllar önce kaybettiği oğlu Philip’i
kaybetmenin sorumluluğundan kaynaklanan duygu-
larını tuvaline taşıyarak bize hissettirmeye çalışmış-
tır. Ressam resimde ayakta
durmaktadır. Anne ise ba-
şını masaya koymuş ağ-
lamaktadır. Ressam, uzun
bir gece sonunda ateşli bir
hastalık geçiren oğlunu Ch-
ristmas sabahı kaybetmiş-
tir.
Doktor düşünceli bir tavırla
hala hasta çocuğa nasıl yar-
dım edebilirim duygusuyla
bakmaktadır.
Ressamın
kendisini karanlıkta res-
metmesi yaşadığı dramı
göstermek içindir. Masanın
üzerinden yoğun olarak gelip doktorun ve çocuğun
yüzünü aydınlatan ışık ise bir umutu simgelemektedir.
Fildes, hasta başında sabahlayan doktora bir minnet
ifadesi olarak bu resmi yapmıştır. Resimde doktorun
tetikte ve ihtimamla hastaya bakışı gerçekten etkileyi-
cidir. Bu resim günümüzde tekrar hekimin hastasına
olan insani bakışı ve hasta-hekim arasındaki ilişkileri
yeniden değerlendirmek açısından tıp eğitiminde kul-
lanılmalıdır.
Yukarıda bahsettiğim konu yani hekim-hasta
ve hekim-hasta yakını arasındaki ilişki uygulanan
politikalar sonucunda artık dokunmayan, görmeyen,
konuşmayan, anlatmayan, hissiz, kör ve sağır bir
ilişkiye dönüşmüş. Bizler artık hastalara değil sadece
teknolojinin bize dayattığı tetkik kağıtlarına ve filmle-
re bakıyoruz.
Hastalar veya yakınları için ise biz artık şikayet
edilecek veya şiddet uygulanacak bir mesleğin men-
suplarıyız. Artık aramızda karşılıklı güven, saygı,
sevgi ilişkisine dayalı bir birliktelik kalmadı. Hastalar
artık sadece bakanlığın veya bizim istatistiksel veri
kaynaklarımız.
Oysa bize tıp
fakültelerinde
şunlar öğretil-
mişti: Hekim
hastasını direk
veya dolaylı da
olsa puan veya
para kazana-
cağı bir müşteri
olarak görme-
melidir. Hekim
hastasına ye-
terince zaman
ayırmalıdır.
Hekim hasta-
larını sadece stetoskopuyla dinlemekle kalmamalı,
aynı zamanda onları can kulağıyla dinlemelidir.
Hastaya hastalıkları hakkında ayrıntılı açıklama-
lar yapmalıdır. Hekim hastasına güven aşımalıdır.
Hekim ve hasta birbirlerine güvenmeli ve birbirlerine
saygılı olmalılardır. Yoksa bizim Sağlık Bakanımız
ülkemizin tıp fakültelerinden mezun olmadı mı?
BÜTÜNSEL TIPTAN
PARÇALANMIŞ TIBBA DOĞRU
Dr. Ali İhsan ÖKTEN
başkandan
tıp ve sanat
artı
50
25