Page 6 - Kapak

Basic HTML Version

Tıp veya hekimlik bir zamanlar tüm mesleklerin en
çok saygı duyulanıydı. Bugün ise tıp veya hekimler
hastalıkları tedavi etmek için akla bile gelmeyecek
pek çok teknolojiye sahip olmasına rağmen, her
geçen gün saygınlığını yitirmekte ve saldırıya uğra-
maktadır.
Eski zamanlarda hekimlerin yaptığı şeylerin bir çoğu
düpedüz büyüydü. Mesleğin sırrı ise DOKUNMAY-
DI. Bu yapılan büyünün en önemli parçasıydı. El-
lerin teması son 25-30 yıllara kadar hep yoğun bir
şekilde vardı. DOKUNMA, doktorların en eski ve
en etkili eylemiydi. Genellikle kendilerine dokunul-
masından hoşlanmayan insanlar hasta olduklarında
kendilerine en çok doktorun dokunmasını isterlerdi.
Yüzyıllar önce ellerini sadece hastanın üzerine koya-
rak tedavi ettiklerine inanılan hekimler yüzyıllar geç-
tikçe ellerini kullanma konusunda daha uzmanlaştı-
lar ve bu becerilerini geliştirdiler. Eller, basit temasın
dışında bilekteki nabzı, dalağın ucunu veya onun ne
kadar büyüdüğünü, karaciğerin kenarlarını hissetme-
yi öğrendi. Akciğerlerden bir ses duymak için veya
bir ses çıkarabilmek için vurdular, deriye bitkilerden
yaptıkları ilaçları sürdüler, kan almak için damarları
deldiler ama bunları yaparken hep dokundular.
Hekimler dokunmak için sadece ellerini kullanmadı-
lar. Kalbin ve akciğerin kendi sesleri olduğuna ve bu
seslerin bazen tanı koymakta işe yaradığı anlaşılın-
ca hekimler çıplak kulaklarını kalbin, göğsün veya
sırtın üzerine koyarak dinlemeye başladılar. Çıplak
kulağı dayayarak akciğeri veya kalbi dinlemek tıp
tarihindeki en büyük ilerlemelerden birisidir. Has-
taya doğru eğilmiş başın gövdeye dayanmasından
daha dostça bir insan davranışını ve şefkatin daha
içten bir ifadesini düşünmek zordur. On dokuzuncu
yüzyılda icat edilen stetoskop göğüs bölgesindeki
seslerin dinlenme olanağını büyük ölçüde geliştirdi
ama doktoru da hastasından belli ölçüde uzaklaştırdı.
Stetoskop, ileride ortaya çıkacak, bu mesafeyi arttır-
mak için tasarımlanmış, birbirini izleyen yeni tekno-
lojilerin ilkiydi.
Bugün doktor, en temel görevlerinden pek çoğunu
başka bir binadaki muayene odasındaki bilgisayar-
dan, hastayı hiç görmeden yürütebiliyor. Konsültas-
yona gelen hekimler hastayı hiç görmeden dosyasına
ve içindekilere bakarak sırtını veya kalbini dinleme-
den EKO, ANGİO, vs. istiyor. Hastayı tomografiye
göndererek daha önce parmaklarımız ve kulaklarımız
ile bulmak zorunda kaldığımız vücudun iç organları-
nı bütün ayrıntılarıyla çok kısa sürede görebiliyoruz.
Biyokimya veya mikrobiyoloji laboratuarları hastada
yeni belirtiler ve semptomların ortaya çıkması için
bekleme ve kafa yorma ihtiyacını ortadan kaldırıyor.
Bilgisayarlı cihazlar, bir kaç kuşak öncesinde hasta
yatağının başucundaki hekimin dokunma, ulaşma,
hatta hayal etme gücünün çok ötesinde bir kesinlikle
tekleyen kalbin ya da aksayan bir beynin iç yüzünü
ortaya koyabiliyor.
Tıp ve hekimlik artık ellerin dokunuşu değil, maki-
nelerden gelen sinyallerin okunması demek. Bilim-
sel tıbbın makineleşmesi ve mekanikleşmesi artık
yerleşmiş, kalıcı bir durum. Yeni tıp eskisine göre
şiddet
ERSİN ASLAN’IN ANISINA DOKUNMAK:
HEKİMLİĞİN TEDAVİ ETMEKTEN
DAYAK YEMEYE EVRİLEN SÜRECİ
Dr. Ali İhsan ÖKTEN
artı
49
4