Page 7 - Kapak

Basic HTML Version

başarılı da oluyor. Eskiden hastayla konuşmak tıb-
bın en büyük bölümünü oluşturuyordu çünkü yapa-
cak başka bir şey yoktu. Daha sonradan bu konuşma
biçimi teknolojinin gelişmesine paralellik göstererek
aceleyle ve ayak üstü yapılır oldu. Doktor, hastaya
yakın bir arkadaş ve sırdaşa daha az benziyor, has-
taya bir birey olarak daha az ilgi gösteriyor ve bütü-
nüyle filmlerdeki veya tetkiklerdeki hastalığı tedavi
etmekle ilgileniyor.
Hastalar artık kendisini tedavi veya ameliyat edecek
doktorların adını bile öğrenemeden hastaneye bil-
gisayarlar tarafından yatırılıyor ve taburcu ediliyor.
Bir çok hastanın evine daha kısa sürede ve hastalığı
tedavi edilmiş olarak dönmesi de bir gerçek. Eski-
den bir hastanın iyileşmesi şans veya bünyesi sağlam
olarak değerlendirilirken bugün için bunun sebebi
teknoloji oluyor. Bunun ödenmesi gereken bedel-
leri var ve bu bedeller artık bugün ödeniyor. Bugün
ödediklerimiz sadece ağır parasal maliyet değil. He-
kimin yakın, güven veren, sıcak dokunuşu, gösteri-
len ilgi ve şefkat, hasta ile telaşsız konuşmalar tıbbın
uygulamasından siliniyor. Bu hasta için olduğu gibi
hekim içinde bir kayıp. Benzersiz bir hassasiyete
sahip olan bu ilişki biçimi tıp tarihinin başlangıcına
dayanan köklere sahip ve korunması gerekir. Bunu
doğru bir biçimde yapmak hiçbir zaman kolay değil-
di. Günümüzde kaybolan bu ilişkinin yeniden kurul-
ması artık çok zor görülüyor.
Teknolojinin getirdiği bilgi ve makineleşmek bizi
insan doğasına yabancılaştırdı. Değerlerimiz alt üst
oldu. Kültürel ve ahlaki dejenerasyonumuz giderek
arttı. Aramıza önce parayı soktular ve ruhumuzu
satın almaya çalıştılar. Böylece elimiz hastalara do-
kunmaktan uzaklaşarak paraya dokunmaya başladı.
Para ne kadar fazlaysa bizde hastaya o kadar fazla
dokunuyorduk. Sonra hasta ile aramıza performans
ve puanı soktular bu ise hasta ile aramızdaki soğuk-
luğu daha da arttırdı. Ne kadar fazla puan almışsak
hastaya dokunmamız o kadar az demekti. Çünkü
hastayla konuşmamız veya dokunmamız performan-
sımızı azaltacaktı. Artık hasta hekime beni muayene
et demiyor. Veya şikayetini anlatmıyor. Ya gözü-
müzün içine daha önceden tetkik ve filmleri soku-
yor veya ben MR, tomografi, angio istiyorum diyor.
Hekim tetkik istemediği zaman kötü doktor oluyor.
Hasta ayrı, hekim ayrı düşüyor, hasta yakındığında
hekim, hekim yakındığında hasta duymuyor. Artık
kimse aklını ve bilgisini kullanmıyor. Derdimizi
kimselere anlatamaz olduk. Oysa o dertler hepimizin
dertleri. Önceden hastalarımızla karşı karşıya, göz
göze gelmek bile yeterdi. Şimdi de hastalarla veya
yakınlarıyla karşı karşıya geliyoruz. Ama nasıl bir
karşılaşma bu.
Biz hastalara ne kadar az dokunmaya başladıysak
bu sefer hastalar veya yakınları bize dokunmaya
başladı. Ama bu seferki dokunma farklıydı. Bazen
sözleriyle, bazen elleriyle, bazen sopalarıyla, bazen
bıçaklarıyla, bazen de silahlarıyla bize dokundular.
Dokunma artık kimlik ve kişilik değiştirmişti. İs-
temediğimiz halde bir zamanlar kutsallık atfedilen
eller, gözler ve beyinler artık yara saracağına yarala-
nıyor ve bizleri öldürüyordu. .
Hekimler olarak DOKUNMAMANIN dayanılmaz
ağırlığını daha çok hissedeceğiz belki. İstemeyerek
de olsa içinde bizim de katkımız olan bu tabloyu ar-
tık daha fazla düşünmemiz gerek.
şiddet
artı
49
5